Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu 2021/3049 Esas 2021/2454 Karar
Karar Dilini Çevir:
Danıştay
Dairesi: İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No: 2021/3049
Karar No: 2021/2454
Karar Tarihi: 17.11.2021





DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3049 E.  ,  2021/2454 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/3049
Karar No : 2021/2454
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hazine Avukatı …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2018/4046 K:2021/1507 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısımları ve tazminatın başlangıcı ile vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacı tarafından; "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin; 31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin "Atanma" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "Yeterlik sınavında başarı gösterenler vergi müfettişi olarak atanırlar." düzenlemesinin iptali ile vergi müfettişliği kadrosuna atanmaya hak kazandığını ileri sürdüğü tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tarafına ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay İkinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2018/4046 K:2021/1507 sayılı kararıyla;
31/10/2011 tarih ve 28101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin dava konusu "Atanma" başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "Yeterlik sınavında başarı gösterenler vergi müfettişi olarak atanırlar." düzenlemesinin iptal istemi yönünden;
Dava konusu Yönetmelik'in hukuki denetiminde esas alınacak dayanak norm olarak kabul edilen 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin -dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle- Ek 32. maddesinin üçüncü fıkrasında; " ... Yeterlik sınavında başarılı olanlar Vergi Müfettişi olarak atanırlar. .." hükmünün yer aldığı,
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı,
Yönetmeliğin dava konusu edilen düzenlemesinin, dayanağı olan Kanun Hükmünde Kararname'de yer verilen hükümlerle aynı nitelikte olduğu; kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan norma aykırı veya bunu değiştirici, daraltıcı nitelikte bir hüküm getirmediği; idarenin, mevzuat yapma konusunda sahip olduğu takdir yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerini gözeterek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının ödenmesi istemi yönünden;
Vergi müfettiş yardımcılığı giriş sınavında başarılı olarak anılan kadroya ataması yapılan vergi müfettiş yardımcılarının, fiilen üç yıl çalışmaları ve yardımcılık döneminde performans değerlendirmesine göre başarılı olmaları kaydıyla, yeterlik sınavına katılmaya hak kazanacakları,
Yazılı ve sözlü kısımlardan oluşan yeterlik sınavına tabi tutulan vergi müfettiş yardımcılarının, bu sınavda başarı göstermeleri durumunda, müfettişlik kadrolarına atamalarının öngörülmüş olduğu dikkate alındığında; yeterlik sınavında başarılı olan davacının, vergi müfettişiliğine atanma hususunda haklı beklenti içerisine girdiği; ancak, aradan geçen zamana rağmen müfettişlik kadrosuna atanamadığı,
Bu durumda, hem bireylerin tüm eylem ve işlemlerde devlete güven duyabilmesi ilkesini ifade eden hukuki güvenlik ilkesine; hem de idarenin yaptığı iş ve eylemlerde makul süre içerisinde hareket ederek bireylerin mağduriyetini engelleme işlevi olan hukuki belirlilik ilkesine aykırı olacak şekilde; aradan uzun bir süre geçmesine karşın davacının vergi müfettişi olarak atanmadığının anlaşılması karşısında, vergi müfettiş yardımcısı olarak görev yapan davacının "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında öngörülen "İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." kuralı uyarınca; dava konusu bireysel işlemin iptaline karar verildiğinden, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği, davacının vergi müfettişliğine atanması için davalı İdareye başvurduğu ve böylece dava konusu işlemin tesisine yol açtığı tarihin, vergi müfettişi kadrosuna ilişkin parasal hak kayıplarının ve buna ilişkin faizin hesaplanmasına da başlangıç teşkil edeceği,
Davacının, dava konusu işlem nedeniyle oluşan parasal kayıplarının İdareye başvuru tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi; buna karşılık, başvuru tarihinden öncesine yönelik parasal hak talebinin reddi gerektiği,
Davacının "atamaya hak kazandığı tarihten atamasının yapılacağı tarihe kadar oluşan maaş farklarının ve yasal faizlerinin Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve E:2017/141 K:2017/123 sayılı iptal kararı ve mevzuat hükümleri doğrultusunda ödenmesi" istemi yönünden;
Davacının başvuru dilekçesinde, "atamaya hak kazandığı tarihten atamasının yapılacağı tarihe kadar oluşan maaş farklarının ve yasal faizlerinin Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve E:2017/141,K:2017/123 sayılı iptal kararı ve mevzuat hükümleri doğrultusunda ödenmesinin" de istenildiği, anılan kararda söz edilen kuralların "müfettiş" ibaresini de kapsayacak şekilde hükme bağlandığı 6745 sayılı Kanun'un 07/09/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği, başka bir ifadeyle Anayasa Mahkemesi kararında bahsi geçen kuralların anılan iptal kararından önce, kanun hükmü ile yeniden düzenlendiği göz önüne alındığında, davacıya yapılacak ödemelerde Anayasa Mahkemesi kararının esas alınmasına imkân bulunmadığı, davacının bu yöndeki isteminin de reddi gerektiği,
Vekalet ücreti yönünden;
Davanın, davacı asil tarafından açıldığı, savunma dilekçesi, yürütmenin kısmen durdurulmasına ilişkin karar ve bu karara itiraz üzerine verilen kararın davacı asile tebliğ edildiği, avukat tarafından dava dosyasına 09/12/2020 havale tarihli dilekçe sunulduğu, ancak dosyanın esasını etkileyebilecek, yahut davacı lehine bir hak doğurabilecek bilgi veya belgenin dava dosyasına sunulmadığı, vekilin dava aşamalarında herhangi bir katkısının olmadığı, davaya katkısı bulunmayan avukat lehine Tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle,
Düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden davanın reddine, davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, istemin başvuru tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine, davacının, atamaya hak kazandığı tarihten atamasının yapılacağı tarihe kadar oluşan maaş farklarının ve yasal faizlerinin, Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve E:2017/141 K:2017/123 sayılı iptal kararı ve mevzuat hükümleri doğrultusunda ödenmesi isteminin reddine, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Yönetmelik hükmünün idareyi makul bir süre ile bağlamadığından, hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenirlik ilkelerini ortadan kaldırdığı, parasal haklarının idareye başvuru tarihinden itibaren değil atamaya hak kazandığı tarihten itibaren ödenmesinin gerektiği, atamaya hak kazandığı tarihten atamasının yapılacağı tarihe kadar oluşan maaş farklarının ve yasal faizlerinin, Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve E:2017/141 K:2017/123 sayılı iptal kararı doğrultusunda ödenmesi gerektiği, kararda özlük haklarıyla ilgili olarak hüküm kurulmadığı, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı, yargılamanın teorik olarak devam ettiği ve avukatın kanun yolları aşamasındaki sorumluluğu da dikkate alındığında avukatlık ücretine hak kazanacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısımları ve tazminatın başlangıcına ilişkin kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın davanın reddine ilişkin kısmı ve tazminatın başlangıcına yönelik kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından, özlük haklarının iadesi istemine ilişkin olarak temyize konu Daire kararında hüküm kurulmadığı, kararın bu yönüyle eksik olduğu ileri sürülmekte ise de, davacının vergi müfettişi olarak atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlem hakkında verilen iptal kararının sonucu olarak, davacıya özlük hakları da tanınacağından, bu yönde ayrıca hüküm kurulmamış olmasının kararı sakatlamayacağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Dava konusu düzenleyici işlem yönünden davanın reddine, davacının, "vergi müfettişi" kadrosuna atanması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının davalı idareye başvuru tarihi olan 02/07/2018 tarihinden itibaren ve yine bu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, istemin başvuru tarihinden öncesine yönelik kısmının reddine, davacının, atamaya hak kazandığı tarihten atamasının yapılacağı tarihe kadar oluşan maaş farklarının ve yasal faizlerinin, Anayasa Mahkemesinin 26/07/2017 tarih ve E:2017/141 K:2017/123 sayılı iptal kararı ve mevzuat hükümleri doğrultusunda ödenmesi isteminin reddine, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 22/04/2021 tarih ve E:2018/4046 K:2021/1507 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısımları ve tazminatın başlangıcına ilişkin kısmı ile vekalet ücretine ilişkin kısmının ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 17/11/2021 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede ve vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 1. maddesinde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümlerinin uygulanacağı; 2. maddesinde, bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücreti karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı; bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; "Ücretin tümünü haketme başlıklı" 5. maddesinde, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinde davaya cevap verme sürelerinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Temyize konu karara ilişkin dosyanın incelenmesinden; davacı vekilinin yargılama devam ederken 09/12/2020 havale tarihli dilekçe ile dosyaya vekaletname sunduğu görülmektedir.
Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın teorik olarak kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır.
Somut olayda, vekil ile temsil olunan davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davacının temyiz talebinin kabulü ile Daire kararının davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara bu yönden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu kararında, dava konusu edilen Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği'nin, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesine dayalı olarak, bu maddenin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarıldığı, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ise 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 178. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesinde yer alan kurallarla aynı nitelik ve içerikte kurallar getiren, "Vergi Müfettişi İstihdamı" başlıklı ek 32. maddenin eklendiği, bu nedenle dava konusu Yönetmeliğin ve buna dayalı işlemlerin hukuki denetiminin yürürlükten kaldırılmış olan 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname değil, pozitif hukukta yer alan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 32. maddesinin esas alınmak suretiyle yapılması gerektiği belirtilmiştir.
703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 179. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 27. maddenin 2. fıkrasında, vergi müfettiş yardımcıları ile ilgili özel bir hüküm öngörülmeksizin, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kamu kurum ve kuruluşlarında 10/5/2018 tarihli ve 7142 sayılı 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanununa göre çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yürürlükten kaldırılan hükümlere dayanarak müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı, denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolör olarak istihdam olunanların müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüerler kadro veya pozisyonlarına atanmaları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi oldukları mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmüne yer verildiğinden, somut uyuşmazlığın çözümünde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 32. maddesinde anılan Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 27. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılan lehe düzenlemelerin yanı sıra, ek 32. maddeye göre vergi müfettiş yardımcıları ve vergi müfettişleri hakkında lehe hükümler öngören 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesinin ve ek 29. maddeye dayanılarak yürürlüğe konulan ikincil mevzuatın uygulanması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, temyize konu kararın gerekçeleri arasında yer alan; "dava konusu Yönetmeliğin ve buna dayalı işlemlerin hukuki denetiminin yürürlükten kaldırılmış olan 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname değil, pozitif hukukta yer alan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 32. maddesi esas alınmak suretiyle yapılması gerektiği"ne ilişkin tesbitte hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İkinci Dairesi kararının yukarıda belirtilen açıklama ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX- Dava konusu edilen Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği, 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesine dayalı olarak, bu maddenin uygulanmasını sağlamak üzere çıkarılmıştır.
178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin tamamı, 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 178. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesinde yer alan kurallarla benzer içerikte kurallar getiren, "Vergi Müfettişi İstihdamı" başlıklı ek 32. madde eklenmiştir.
Ancak yine aynı Kanun Hükmünde Kararname'nin 179. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 27. maddenin 2. fıkrasında, vergi müfettiş yardımcıları ile ilgili özel bir hüküm öngörülmeksizin, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte kamu kurum ve kuruluşlarında 10/5/2018 tarihli ve 7142 sayılı 6771 sayılı Kanunla Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Çeşitli Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Konusunda Yetki Kanununa göre çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yürürlükten kaldırılan hükümlere dayanarak müfettiş yardımcısı, denetmen yardımcısı, denetçi yardımcısı, aktüer yardımcısı ve stajyer kontrolör olarak istihdam olunanların müfettiş, denetmen, denetçi, kontrolör, aktüerler kadro veya pozisyonlarına atanmaları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi oldukları mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat düzenlemesine göre; yürürlükten kaldırılan 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanarak vergi müfettiş yardımcısı olarak istihdam edildiği anlaşılan davacının, vergi müfettişliği kadrosuna atanması/atanmaması konusunda tesis edilecek işlemlerin, 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ek 29. maddesindeki hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmesi ve somut uyuşmazlığın çözümünde anılan Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin esas alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu kararın gerekçeleri arasında yer alan; "dava konusu Yönetmeliğin ve buna dayalı işlemlerin hukuki denetiminin yürürlükten kaldırılmış olan 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname değil, pozitif hukukta yer alan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 32. maddesi esas alınmak suretiyle yapılması gerektiği"ne ilişkin tespitte hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay İkinci Dairesi kararının yukarıda belirtilen açıklama ile onanması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.




























Full & Egal Universal Law Academy